Ertan’ın mandolini

Posted on Mart 30, 2016 by vaskiran


Elindeki fındık yaprağını güneşe tuttu, yaprakta on damar saydı. Sırtını dayadığı ıhlamur ağacının kabuğundaki sertlikleri kaburgalarında hissetmeye çalıştı. Kaburgalarını ağaç gövdesine bastıra bastıra yaslandığı yeri rahatlattı. Bordo beyaz peştemale sardığı mandolini ağır ağır açıp, onu da güneşe tuttu önce. Sonra herhangi bir armoni gözetmeden, eli nereye giderse, öyle çalmaya başladı. Hatta elinde bir çalgı olduğunu unutacak kadar sineklerin ve arıların vızıltılarına daldı bir ara. Hemen yanındaki elma dalındaki öze konan arıları izledi, on arı saydı.

Güneş, yapraklardan kurtulup boynunun sol tarafına vurduğunda doğruldu, incecik pembe şeritleri olan gömleğini düzeltti, pantolunundaki gazelleri silkeledi. Yürüdü. Çok yürüdü. El ettiği bir yeşil cipin ağır ağır kendisine yaklaşmasını izledi. Cipin tekerleğine yapışan çamurun tekerle birlikte dönüşünü izledi. Tekerlek, sanki üstüne bilerek konulmuş bir süs gibi duran çamurla birlikte kendi etrafında on kez döndükten sonra önünde durdu. Aracın içine adım atar atmaz alaf kokusunun içinde insan kokularını yakalamaya çalıştı. Konuştu, çok konuştu. Dinledi, çok dinledi. Yolla derenin sarmaş dolaş seviştiği yerlerden geçerek rüzgarlı tepelere doğru yükseldi. Güneşin yüzü yavaş yavaş buruşurken, on armut ağacının olduğu meydanda indi. Armutların çevresinden dolanıp, rüzgarda hafifçe salınan şeştremarilerin arasından yaylaya doğru koyuldu.

İki ay yaylada kaldı. Yürüdü, koştu, kokladı, dinledi, anlattı. Başka bir dünyadan bahsetti. Dokuz kez mandolin çaldı. Bulut ve güneşin tam yenişemediği bir öğlen vakti, dalları koca bir köyü kucağına alabilecek cesaretteki, heybetli bir dut ağacının altında yaşlı bir kadınla karşılaştı. Kadının söylediği eşkıya şarkısını dikkatle dinledi. Onuncu kez eline mandolini alıp kadına eşlik etti. Sonra, şarkıyı mandolin ile birlikte peştemaline sarıp, önce şeştremarilerin arasından yürüyerek, sonra alaf kokulu ciple virajlarda dans ederek, sonra da arıların hala başında olduğu elma ağacına kadar yürüyerek düze indi.

* Ertan Sarıhan 1942 Fatsa – 30 Mart 1972 Kızıldere